• Olmayaydım, Görmeyeydim, Duymayaydım…

Olmayaydım, Görmeyeydim, Duymayaydım…

Açlık… Açlık denildiğinde Afrika’daki çocukları aklına getir. Ağaç denildiğinde ormanları. Oruç denildiğinde Ramazanı. Uğultu denildiğinde pazar yerlerini. İtiraz denildiğinde ergenlik günlerini… Grev denildiğinde huzursuzluğu… İnsan içinde bir insani öldürebilir mi? Yok deyişini duyar oldum. Öyleyse her gece içimde ölen kim? Her gece sabaha uyanmamak, utanmadan yaşamak için bu çaba ne öyleyse! Kulaklarımda martı uğultuları gibi denizini ister. Hayatını, geleceğini ister. Geleceğimi… Artık bir işim yok, gücüm ise kendini taşıyamaz durumda. İşimi geri istiyorum…

 

Her sabah acıya uyanır mı bir beden. Gün nasıl bitecek diye tesbih taneleri gibi acı çeker mi parmaklar. Bilinmeyene güzellikler yaparken insanlığından utanır mı bu yürek. Yaşamak ne kadar kolay, ah bir bilseniz… Ölmediysen yaşıyorsun işte… Her gece o sabaha uyanmamak için, ölmenin ne kadar anlamlı olduğunu düşünerek yastıklara gömüyorum kafamı.

 

Gözlerimi karanlıklara…

Yaşamanın yitik anlamı! Her sohbette peşine düştüğüm sözcüklerim masada uçup kanatlanıyor. Nedensiz baş ağrıları, kimliksiz acı çekmeler, kıblesiz başkaldırı hikâyeleri hep yoluma çıkıveriyor. Mide ağrılarıma direnemeyen belim iki büklüm olmuş durumda. Çaresizim ama bir o kadar da umarsız. Umarsızım diyorum. Çünkü umudumu da çaldılar. Tezgâhtan ekmeğimi… Geleceğimi… Artık bir işim yok, gücüm ise kendini taşıyamaz durumda. İşimi geri istiyorum…

 

Mutluluğumu, gülüşlerimi çaldılar…

Olmayaydım bu evrende. Görmeyeydim bunca senedir olanları. Duymayaydım bu çığlıkları… Belki bir süre sonra tamamen görmeyeceğim, göremeyeceğim… Nedir derinlerden gelen bu işin içinden çıkılmaz durum. Kaç kere ölünür anne. Bir gittin asla arkana bakmadın. Bir gittin asla dönmedin. Kaç kez dönülmez yola gidilir.

 

İnsan kaç kez ölür. İnsan…

Nedensiz kıvranmalar olduğunda sözcüklerim buharlaşıyor, direncim uykuma yenik, gönül bağım kırmızı karanfil kokluyor. Umudum var büyüttüğüm, nice seneler oldu güvercinlere hasretim. “Barut kokusu, gül kokusunu yok eder,” derdi annem. Gülün yeşermesi lazım oysa. Sokaklarda bir uğultu kopacak diye beklersin, ürkek gecenin koynundaki sabahlarda; sustukça derinleşiyor zülum… Sustukça çökecek kara bulutlar. Denizi kurutsalar martılar ne yapardı. Gündüzü zindan eyleseler geceler bu kadar çaresiz mi olurdu… Tedirgin bekleyiş; gündüzler ne zaman zindan olursa biz o gece öleceğiz, geleceksizliğe direnemeyen bir çaresizlik içinde yok oluyor suskunluk: Kutsanarak, öperek, okşayarak.

Susma sıra sana da geldi…

Susmak erdem olur mu, hiçliğini düşündün mü. Boşluk… Sizden zorla alınanı geri istemek neden suç olsun ki. Suskunluğun istendi mi hiç. Martı denizini istemese ne eder. Ölür mü… Açlığın istendi mi hiç. Yokluğun. Sahi yokluğunu senden istediler mi hiç. Martılardan isterlerse bir gün. O zaman sokaklar suskunluğunu bozar mı. Sahi bir parkta gölge yapan ağacın ne suçu olabilir ki… Sus dediler. Susmadı, gölgesinden yararlananlar… Kökünden alıp gitmek istediler, sokağın uğultusu geleceklerinin kaygısını bölüp parçaladı. Sahi o ağacı kime gölge yapsın, kime hayat versin diye uğultuları yükseltmiştiniz, yükseltmiştik..

 

Ağaçtan vefa beklentiniz mi var…

Açlık… Açlık denildiğinde Afrika’daki çocukları aklına getir. Ağaç denildiğinde ormanları. Oruç denildiğinde Ramazanı. Uğultu denildiğinde pazar yerlerini. İtiraz denildiğinde ergenlik günlerini… Grev denildiğinde huzursuzluğu… İnsan içinde bir insani öldürebilir mi? Yok deyişini duyar oldum. Öyleyse her gece içimde ölen kim? Her gece sabaha uyanmamak, utanmadan yaşamak için bu çaba ne öyleyse! Kulaklarımda martı uğultuları gibi denizini ister. Hayatını, geleceğini ister. Geleceğimi… Artık bir işim yok, gücüm ise kendini taşıyamaz durumda. İşimi geri istiyorum…

Başka işin mi yok dediler. İşim bu dedim…

Ağacım, gölge yaptım, anladın. Martıyım çatılarında bağırdım, denizinde balık yok diye, anladın. Denizimi istedim, anladın. Gölgemi parktan eksik ederim dedim, duydun… Uğultuların önce koca şehri sonra ülkeyi esir aldı…. Bir beni anlamadın. Anladın, duymadın. Anladın, görmedin.

 

Yoksa

Benden alınanı geri istedim. Alınan, çalınan ne varsa. Anlamsız dedim. Alamazsam ölürüm dedim. Anladın da uğultun boğamadı geleceklerini…

Arkamdan laf söyleme… Ardımdan…

 

Nuriye ve Semih’e

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *