• Eşitsizliği Dile Vurmuş 8 Martlar…

Eşitsizliği Dile Vurmuş 8 Martlar…

Emekçi Kadınlar Günü, Dünya Kadınlar Günü… Biçim değişse de özne hep kadın… Hal böyle olunca da, ne olursa olsun başlı başına eril bir söylem çıkar karşımıza… İster “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” deyin, isterseniz de “Kadınlar Günü” deyin… Baştan eşit olmayan bir ilişkinin dile vurulmuş hali olur bu….

Tarih göstermiştir ki, birileri asıl değil ise, “öteki”leştirilen için bir gün tayin edilir, gönlü alınır, hayatta kalması sağlanır, yeniden üretime katılmaları için motive edilir…Bir örnek vermek gerekirse nedeni ve niçinini uzun uzun anlatmayacağım ama 1 Mayıs…

Yani neresinden bakmak isterseniz, orası elinizde kalıyor. Emekçi Kadınlar söyleminin kökeni şu şekilde çıkıyor karşımıza:  8 Mart 1857 tarihinde, ABD’nin New York kentinde 40 bin dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başlarlar. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi sonucunda çıkan yangında, işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması neticesinde, 130 (bazı kayıtlar da 129 geçmektedir) kadın işçi yanarak veya dumandan boğularak ölür. Ve yıllar sonra bu acılı gün kadınların dayanışma günü olarak ilan edilir.

Çok uzun yorum yapmadan iki kelamla derdimi anlatacağım: Tarihte buna benzer, yüzlerce insanın ölümüyle sonuçlanan olay varken, neden sadece kadınlar için bu gün anlamlı oluyor. Yanıtını giriş bölümüne yazmıştım…

Devam etmek istiyorum; çünkü “Emekçi Kadınlar Günü” söyleminin siyasal içeriğini, sınıf dayanışma ruhunu yok etmek adına yapılan bir başka yorum var 8 Mart için. Bu yorum da; Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış “8 Mart Uluslararası Kadınlar Günü”. İnsan hakları temelinde, kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine-ki burası çok önemli siyasi ve sosyal bilinçten bahsedenler yok etmek adına kullanıyorlar bu günü, bir obje olarak gördükleri kadını özne haline getirmeye çalışıyorlar- kadınlar için ekonomik, siyasi ve sosyal başarıların kutlanmasına ayrılmıştır, BM’nin 8 Mart Uluslararası Kadınlar Günü…

Velhasıl neden bir gün…

Evlilik yıldönümü, doğum günü, bayram veya yılbaşı mı? Günlerin anlamı, onu özel kılan şeyde mi yatar yoksa onun içeriğini dolduran kavramda mı yatar? Bir özel ana verilen değer veya başka bir deyişle, kadına verilen değer, anımsanması ve kutlanması gereken özel bir manası olan bir gün müdür?… Kim buyurur; iktidar, erk, devlet, sahip daha da saymama gerek yok sanırım…

Neden buyurur; özel anlam yüklemesinin yanısıra onu motive etmek, yeniden üretime katmak adına yapar… Ticari olarak ise sisteme hizmet eder ki, anneler günü, babalar günü, sevgililer günü gibi…

Dert büyük, uzadıkça gider bu örnekler…

365’in 1’i “kadın”, 364’ü “erkek” olursa matematiğin ruhuna aykırı bir yaşam olmaz mı? Şimdi soruyorum, bırakın yaratılış hikayesindeki kaburga masalını… Eşit olmamanın ikramiyesi mi 8 Mart? Eşit olmama durumunun özeti mi bu özel gün?

Yetmiyor… Hayata, üretime katılmak adına ne bir gün yetiyor ne de tanınan özel gün anlamına kavuşuyor. Son yıllarda yüzde bin artan kadın şiddetine dur demek istiyorsak, evet, eğer “kadın cinayetleri”ne karşıysak, yeni Özgecan’lar yanmasın, ölmesin istiyorsak, hayatı birlikte üretmek, birlikte yürütmek ve birlikte yan yana olmak istiyorsak önce eşit olmayı deneyerek başlayalım…

Bırakın kimseye masal anlatmayın, bırakın gününüzün, rahatınızın kaçmasını beklemeyin; hatta kaçsın eğer o rahatınızın kaçması birilerini özgürleştirecekse, birilerini özgür kılacaksa; ki bu birileri zaten eşit olduğumuz ve eşitlendiğimiz bir insan soyunun bir yanıysa…

Kimse kimseyi ama’larla ikna etmeye çalışmadan, ama önceleri şöyleydi, bakın seçme ve seçilme oldu, bakın şu oldu bu oldu, bu kazanımlar değerlidir diyerek tenekeye varak sürerek altın diye birbirimizi kandırmayalım…

Evet bu gün bugündür. Andır yaşanacaksa.

Sonra da kadınların ardına düşüp bizi alkışlamayın… Onlar övgüyü de alkışı da hayatlarıyla, hayata kattıkları renklerden aldılar. Sizin bu hayata kattığınız her neyse onlar da kattılar… Yalandan desteklerden, yanlış vurgulardan, uzadıkça giden uzun uzun hikayeler ile birbirimizin boğazını sıkmadan, sıkılmadan, birini anla ve bir gün değil eşit olmak için bir yılı isteyene kulak ver… Sadece kulak ver izin değil. Çünkü senin buna izin verme hakkın yok…

Ama dilim şunu söyler: Eşitsiz bir ilişkinin dile vurmuş halidir bir insana özgü bir özel gün…

“Dayanışma Günü”nüz kutlu olsun…

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *